18 Haziran 2018 Pazartesi
 
 
Site İçi Arama  
 
 Mail List  
Gelişme ve gücellemelerden haberdar olmak istiyorsanız Mail Listimize Katılın!..
Katıl Çıkart

GİTMEK

Hüseyin BOZKURT
Ölümden başka en acı veren gidiş ise; birinden gönül bağını koparıp gitmektir.

Hüseyin BOZKURT
Yeminli Mali Müşavir
huseyinbozkurt@firatymm.com

              

                   GİTMEK

                   Günlük hayatımızda en çok kullandığımız kelimelerden biri de gitmektir. Gitmek, hayatımızın ayrılmaz bir parçası olduğu için, bu yazıda gitmeyi inceleyeceğiz. En yalın şekliye gitmek; bir yere doğru yönelmek, bir yerden ayrılmak, bir işten ayrılmak, çıkmak, bir yere devam etmek, bir işle uğraşmak, sürmek, yakışmak, yürümek, yol almak, birinden ayrılmak, elden çıkmak ve ölmek gibi en az otuz kadar eylem için “GİTMEK” fiilini kullanırız. Hayatımızda o kadar kullanırız ki ölen biri için  bile adam gitti deriz. Biri arkadaşından ayrılınca gitti denir. Biri işinden ayrılır onun için gitti denir. Anlamlarından ziyade gitmenin hayatımızda bıraktığı esintilerden daha önemlidir. Bu esintiler günlük yaşamımızı çok etkilediğinden, daha da önemli olmaktadır.

                 Bazı gitmelerin dönüşü yoktur ya da imkânsız denecek kadar azdır. En kötü gidiş şüphesiz ölümdür. Ölen bir daha geri dönmez. İşinden ayrılan bir kişinin de o işe tekrar dönmesi zordur.  Sevdiğinden ayrılıp giden bir kişinin de dönüşü imkânsız gibidir. Ama bir çok gidişin dönüşü vardır.  Ölerek giden geri gelmediği gibi arkasında bir çok şeyi bırakır gider. Çok şeyin değişmesine yol açar ve bir çok kişinin hayatını etkileyerek gider. En acı gidiştir. Ölümden başka en acı veren gidiş ise; birinden gönül bağını koparıp  gitmektir. Bunun dışındaki gitmeleri etkileri daha az ve kısa sürelidir. O nedenle diğer gidişler üzerinde durmayacağız. Zira gitmek kelimesinin anlamlarını bir yazıya sığdırmak zor..

                 Giden bir kişi varsa arkasında kalan kişiler de vardır. Ölen kişi bir çok kişi, olay ve anıyı arkasında bırakarak giderken, gönül bağını koparan kişi arkasında bir kişi bırakır.  Ölen kişi gidişle kendisi hiçbir şey hissetmez. Arkasında kalanlar acı çekerken,  ayrılarak giden kişi kendisi de arkasında kalan kişi de acı çeker. Aslında ölen kişi, gidince acı çekmediği gibi,yok olur gider.  Ama gönülden çıkıp giden kişi kendisi acı yaşadığı gibi, arkasında bir çok acı, tatlı,hayal ve anı bırakır gider. Bu durumda her iki taraf da çok kötü etkilenir.

                Öte yandan her gidişin bir gelişi ya da her gelişin bir gidişi de vardır. Ölen kişi yıllar önce dünyaya gelir yaşar, gider. Gönülden gideninde önceleri bir gelişi vardır. Kısacası gelişsiz gidiş olmaz. Ya gelen gider veya giden geri gelir. Üzerinde duracağım konu bu geliş gidişlerde yaşananlar, çekilen acılar, yıkılan umutlar, hayal kırıklıkları ve yaşanan duygusallıklardır. Ölüm için yapılacak bir şey yok. Allahın emri deyip ne kadar üzülsek de kabulleniriz. Ama ayrılık acısını ne giden ne de kalan asla unutmaz. Onun içindir ki bir halk türkümüzde;
              Bu sevda olmasaydı da, gönüle dolmasaydı,
              Ölüm Allahın emri de, ayrılık olmasaydı,
           
              Diyerek ayrılığın acısının daha yıkıcı olduğunu, ölümü kabul ettiğimizden onun acısını boş ver der gibi ayrışığın acısını önemsemişiz. Ayrılık acısı yüreklerde duyulan ve bazen yıllarca süren bir acıdır. Keşke yaşanmasa demek geliyor ama mümkün mü? Mümkün değil. Zira ayrılık acısı olmasa sevdalarda bu kadar tatlı olmazdı. Kalitesi düşük olurdu. Ayrılık korkusu ya da ayrılık hasreti sevgilerimizi de etkileştiriyor.  
 

Öte yandan, ayrılıp giden kişinin gittiğini söyleriz ama acaba gitmiş midir. Elbette hayır . Cemal Süreyya  bir şiirinde diyorki; “Gidilmekle gidilmiyor ki, gitmekle gitmiş olmazsın, gönül kalır, aklın kalır, anıların kalır.” Bunun yanında aşık olup ayrılanlar kadar, bu duyguyu yaşayamayanlarda var. Usta Şair Can YÜCEL şöyle diyor:

                         Ben her bahar aşık olmam ama
                         Her bahar gitmek isterim.
                         Gittiğim olmadı hiç
                         Ama olsun.. İstemek de güzel.

                  Gidenlerin sebepleri de çeşit çeşittir. Bazen insan kalamadığında gider ya da gidemediğinde kalır mecburen. Bazen kol kanat kırık olsa da gitmek lazımdır. Dümen kırılınca kol kırık olsa da durulmaz. Dümen umuttur, gelecektir, yaşamdır, hayat kavgasıdır ya da hayatta yaşadığımız tutunma korkularıdır. Bazen daha iyi ve güzele doğrudur dümen. Yeni umutlara yolculuk için kırılır. Zira kuşlar bile yalnızca kanadı olduğu için uçmazlar, bazen kanat değil, korkusudur uçuran. Özgürlük, tutku ve  açlık içgüdüsüdür. Belki giden haklıdır kendince. Bazen de gitmek mümkün değildir. Bu kadar yolculuktan sonra yeniden yollar düşmek. Yeni bir dalga gelinceye kadar ertelenir. Kimisi için gitmek; her akarsuyun yazgısı gibidir. Hayatı belli bir eğimde kayarak yaşamaktadır. Bazen gidişler birer arayıştır iyiye güzele doğru. Giderim alışığım gitmelere, direndi bu can nice bitmelere dercesine…           

                    Gidişler gürültülü patırtılı olduğu gibi, bazen bir kayan yıldız gibi sessizdir. Öyle sessizdir ki; bazen gitmek sessiz bir anlaşmadır. Belki sorumluluktan kaçış, belki de kalmayı gerektiren sebep ortadan kalkmıştır. Gitmek daha iyidir. Nasıl olursa olsun gitmek zordur. Edip CANSEVER “Bir ağrısı var gitmenin nereye, ama nereye olursa olsun gitmenin hüzünle karışık bir ağrısı” diyerek bu zorluğu dile getirmiştir. Kalan için de zordur.

                   Giden daima buruk ama, kendi kararı ile kendisi gittiği için kalan beni kaybetti diye düşünüp avunur. Of olsun ben onu terk ettim ya dercesine…. Kalan için ise giden gitmiştir, gittiği an bitmiştir, ben gideni değil giden beni kaybetmiştir. Atışması sürüp gider. Unutulmamalı ki; her tercih bir vazgeçiştir veya her vazgeçiş yeni bir tercihtir. Herkes tercihini kendisi yapar.

                   Tüm ayrılanlar böyle düşünmeseler de;bana göre her iki tarafta kaybetmiştir. Bir ortak paylaşım yok olmuştur. Kim ben kazandım diyebilir ki? Bu düşünceler kendini avutmaktan başka bir şey değildir. Zira yok edilen ortak yaşamın, mutluluğun kendisinden başka bir şey değildir. Sadece hasarları kalır, her iki tarafta… Giden de bir şey götürmüyor, kalana da bir şey kalmıyor maalesef. Bir fotograf, bir çöp bile… Yine Can YÜCEL şiirinde bunu şöyle dile getiriyor:

 

                Öyle 'yanına almak istediği üç şey' falan yok.
                Bir kendisi. Bu yeter zaten.
                Her şeyi, herkesi götürdün demektir.
                Keşke kendini bırakıp gidebilse insan. Ama olmuyor
.

                    Her nedense giden gider, iş biter diye, biten her ilişkiden umut kesilir. Hatta karşılıklı kızgınlıktan giden dönse de ona kapıların açılmayacağı acımasızca söylenir. Bunlardan biri de Murathan MUNGAN’ın şiirinde dile gelmiş:

 

                Gittin şimdi bir mevsim değil,             
                Koca bir hayat girdi aramıza
                Biliyorum ne sen dönebilirsin artık
                Ne de ben kapıyı açabilirim sana

                Bu kadar keskin ve düşmanca mı olmalı acaba ayrılıklar? Neden dönene kapılar açılmaz ki? Çok önemli sebepler yoksa neden bir fırsat olamıyor? Yoksa buzlaşan yüreklerimizin sertliği ve dağılmışlığımı engel oluyor…Bazen bir şans daha verilmeli belki de geçmiş anıların hatırına..

                 Ayrılmanın sebepleri ise genel olarak; bilinmeyene gitmenin çekiciliği, bekleyene gidilmesi, beklenene gidilmesi, zorunluluktan gidilmesi,  geleceğini görememe, zevkine gidilmesi ve arkada kalanları gözü yaşlı bırakarak acı çektirmek  vb. olarak ortaya çıkmaktadır.  En acı ayrılıklar ise; çok iyi anlaşabilip de, bazı zorluk ve zorunluluklar yüzünden ayrılmak zorunda kalınması halinde yaşanır. Adeta onları kader ayırır.
                   Gitmek kimi zaman zorunluluk, kimi zaman da vazgeçiştir. Ama hepsinin özünde ya savunma, ya kaçma ya da hayat  korkuları vardır.  Korkularımızla yüzleşmeyi öğrenemedik hiçbir zaman. Yüzleşip kalabilsek her şey düzelecek. Ama nafile.  Bu anlayışla hareket edersek son şanslarımızı da tüketeceğiz. Son şansımızda tükenirse; bir fırsatı daha ödünç  alacağımız kimse yok  İşte bu yüzden insanlar çok sevdikleri veya iyi anlaştıkları insanlardan çok sevgisiz bir yaşamın içinde eriyip giderler. Sevmek ve onu devam ettirebilmek de bir onurdur.

                   Gitmek asil bir davranışta olsa yıkıp gitmemek gerek. Her zaman kapı aralayabilmek de büyük bir meziyettir. Zaten, işin doğasında; ikili anlaşarak işe başlar, birinin deli cesareti ile tek taraflı biter. Aslında bitişde tek taraflı değildir. Eriyen ve sündürülen ilkeler ve ilişkiler ve ufak tefek anlaşmazlıklardan birinde taraflardan birisi noktayı koyar.Kalan da yol verebilir.. Yol verende, gidende mutlaka ilişkinin bütününde bir yerlerde hata yapmışlarıdır. Belki de giden, yol verilmesi için çaba sarf edşlmiştir. Her iki taraf suçu kendilerinde aramalılar. Bazen anlaşmazlık değildir ayrılığa sebep olan. Gidenin şartlarıdır, korkulardır. Her zaman giden yiğit ve asil de olmayabilir.Kalan da asaletsiz olmaz.  Ama ne olursa olsun güzel başlayan şeylerin aynı güzellik, kalite ve karşılıklı alıştırma ve uzlaşı ile bitirilmesi yerinde olur.

                  Duygusal ilişkiler bir şiire benzer… Şiiri yazan vardır, yazdıran vardır. Yazılabilmesi için yaşanması gereken şeyler vardır. Sonra o yaşanan şeyler şiir olup dile getirilir. Ve şiir yazılırken de okunurken de, bir başlangıca, birde bitiş zamanına ve şekline sahiptir. Sevdalarda şiir gibidir. Başlanır, yaşanır ve biter. Tıpkı CAN YÜCEL’in dediği gibi…

                  Sen GİDERSEN, Sesin GİDER, Yüzün GİDER, Kokun GİDER…….…….. Ben BİTERİM… Şiir BİTER… Bu şiirinden bir pasaj… En son YOKLUĞUNA ALIŞTIRMADAN GİTME diyerek serzenişte bulunur. İşte ölüm nasıl ki hayatın bir parçası ise ayrılıklar ve gidişler de sevdanın parçasıdır. Şair Atilla İLHAN’ın  “ayrılıklar sevdaya dahil” adlı şiirinde şu pasajla vurgulanmaktadır:

                       Çünkü ayrılık  da sevdaya dahil
                       Çünkü ayrılanlar hala sevgili,
                       Hic bir anı tek başına yaşayamazlar
                       Her an ötekisiyle birlikte her şey onunla ilgili 

                       Nasıl ki; bir sevda başlarken hazırlık, alışma, başlangıç ve git gel dönemi varsa ayrılıkta sonunda yaşanan kısmıdır. Böyle kabul etmek gerek. İnsan beyni yok olmadığı sürece sevdalar yaşar. Ta ki tarafların düşünme yetisi yok oluncaya kadar. Bunu böyle kabul etmek lazım.  

                       Sizlere, giden ile kalanın ağzından dökülmüş birkaç cümle ile yazımıza renk katmak istedim ama karşılıklı sert mesajlar içerdiği için vazgeçtim. Ama kalanın ağzından, tarafların ortak duygularını etkili bir şekilde dile getiren ve gitmenin yarattığı hasarları ve acıları en iyi ortaya koyan ve yazarını tespit edemediğim bir yazıdan bölümler aldım.

                             GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI?

ARDINDA BIRAKTIĞIN SAHİLE SEN VURACAKSAN,
 BAHARLAR SENİN RENGİNDE ÇİÇEKLER AÇACAKSA,
OLMADIĞIN HALDE KUMLARA İLÂN-I AŞK YAZILACAKSA,
BIRAKMAK MI KOLAY,BIRAKILMAK MI? SEN GİTTİN YA;YARIM KALDIM…SÖZLERİM YARIM
OKUDUKLARIM YARIM,GÖRDÜKLERİM,BAKIŞLARIMIZIN YARISI…ADIMLARIM YARIM,
YÜREĞİMİN ATIŞI YARIM,CÜMLELERİMİN “ÖZNE”Sİ YOK;YARIM….ORTADAN İKİYE
BÖLÜNMÜŞ SEVGİ SÖZCÜKLERİ GİBİ, SULARIN KESİK AKMASI GİBİ YARIM GİBİ YARIM.SÖYLEYEBİLDİKLERİMİN,YAZABİLDİKLERİMİN YARISI OLDUĞU GİBİ…
SEN GİTTİN YA;YAŞADIKLARIMIN YARISINI DA GÖTÜRDÜN…MERHABA DİYEBİLMEK Mİ ZOR?HADİ EYVALLAH DİYEBİLMEK Mİ YOKSA? KOLAY OLAN…BERABERKEN YAPTIKLARIMIZIN,YARISINI YAPABİLİYORSAM VE ŞEKERİN KALMAMIŞSA ŞEKERİ VE TUZUN DA TUZU…HAYAT TADINI BURUKLAŞTIRMIŞSA, HÜZÜNLÜ BAKIYORSA AYDINLIK, GECE GİBİ…EKSİK DEĞİL Mİ BİR YANIMIZ?.. KOLAY OLAN ARKANA DÖNÜP EL SALLAYABİLMEK Mİ?YOKSA,
YÜREĞİMİN YARISINI GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE,ZORAKİ GÜLÜMSEYEBİLMEK Mİ?
SEN GİTTİN YA;YARIM KALDIM…GİTMEK Mİ HÜZÜNLÜ?YOKSA KALMAK MI BURUK?İÇİMDE DÖRT NALA KOŞAN AYRILIK,SENDE KALAN PARÇAMI MI ARIYOR?..ELLERİNİ Mİ?..GÖZLERİNİ Mİ?..HER YERİM SENDE KALDI,HER YERİN BENDE…DAHA NE ARIYOR Kİ BAHANE,YARIM SENDE,YARIN BENDE KALMIŞKEN?... ARDINDAN EL SALLAYABİLMEK Mİ KOLAY?..YÜREĞİMİ GÖTÜRDÜĞÜNÜ BİLDİĞİN HALDE GİDEBİLMEK Mİ?

             Yukarıdaki yazıdan da anlaşılıyor ki;ne gitmek kolay ne de kalmak… Ne giden kazançlı, ne de kalan… Kaybeden üzülen yine aynı ikili… Umarım tüm ayrılanlar gönüllerine göre birer tamirci bulur, ayrılığın ve gitmenin hasarlarını çabuk atlatır ve  çarpılmış araba gibi yıkık dökük hayat  yolculuğundan geri kalmazlar. Unutmayın..! Hayat yolu uzun ve zahmetlidir, bu yolculuğu, yol arkadaşlarınıza kızarak çekilmez hale getirmemek lazım. Yollarda arkadaş dolu ama doğrusunu bulmak kaydıyla, hepinizin hayat yolu açık olsun... 

 

 

 

Bu Haber 2580 Defa Okunmuştur...
Bu Yazı İçin Yapılan Yorumlar
Bazen gitmek kalmaktır. Gidersin ama hep orada kaldığını çok iyi bilirsin...
Gitmekle ilgili yorumlar muhtelif. Gelen bir gün gider... Önemli olan tam zamanında ve yerinde olmalı gidişler...Sudan sebepler, acele ile yanlış gidişler insanda git-gel yaptırır. Can YÜCEL Gidince büyük gideceksin adlı şiirinde şöyle seslenmiş: Gittin mi büyük gideceksin… Ayrılık bile gurur duyacak seninle… Gittin mi ayakların onun yakınından bile geçmeyecek… Gölgen bile kalmayacak ardında… Gittin mi onurunla gideceksin; haklıysan gidecek, gitmişsen dönmeyeceksin…
Eline yüreğinize sağlık. Çok gzelbir konu seçmissiniz. Naçizane bende bir yorumla katılmak istedim. yazınızda kapıyı açık bırakmaktan bahsetmiş olduğunuz gördüm. Belki haklısınız ama ben ŞEMS TEBRİZİ den bir yorum yazmak istiyorum. --Sevmeye layık olmayanı hatırlayarak değerli etme! Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma; "sevgi yürekli olana yakışır." -- ŞEMS Hüseyin Bey yazınızda bile merhametli bir kalem kullammışsınız.. Şems in dediği gibi yüreksize, gidene bir şans daha vermemek gerek bence. Sevgi ile kalınız.. Yazınız harika...Okurken akıp gitmemek mümkün değil.
Yazınızda çok önemli bir konuyu işlemişsiniz. Çok değerli tespitleriniz var. Uzun olsada çok akıcı ve herkesin kendini içinde bulacağı bir yazı olmuş. Ben de diyorum ki; gitmek mi zor kalmak mı? Giden mi zararda kalan mı? C.BUKOWOSKİ diyorki; "Üzülme evlat, kaybettim sandıkların, kurtulduklarındır belki." yazınızda biraz giden karlı kalan zararda gibi gösterilmiş.. Bana göre bazen kaybettim gitti dediklerimizden bir anlamda kurtulmuşda olabiliriz. Kalanın yolu belli... Gidenin ne yapacağı, nereye gideceği belli değil. Tecrübeler şunu gösteriyor ki;memnun olduğunuz bir kişiden ayrılıp gidiyorsanız ve çok önemli bir sebebiniz yoksa çok acı çekersiniz. Gidenlerin acı çektiğine çok şahit oldum... Üstadım çok yumuşakve tatlı bir anlatım diliniz var. Sizden feyz almak lazım... Size yazmak yakışıyor.. Kendinize iyi bakın... kaleminize, yüreğinize sağlık. Her şey gönlünüze göre olsun... Yazdıklarınız zevkle okuyorum inanın. İyi ki varsınız...
Zannedersem gitmeyi en güzel Hz.Mevlana anlatmış kısaca... "Minareden düşenin parçası bulunurda, Gönülden düşenin parçası bulunmaz." demiş... Sizcede en kötü gidiş gönülden ayrılış değilmidir dostlar...
TÜM YORUMLAR
Topam 8 Yorum Yapılmıştır...

 

 

BU YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
Şirket yöneticilerine maaş
DEĞER VERMEK
NEDEN ANONİM ŞİRKET?
Poğaça, Kdv Oranları Ve Vergi Bilinci
Şirket ort. bilgi alma hakkı
Yönetimde muhasebenin önemi
CARİ HESAP
Maliyetsiz Satın Alma Gücü: Nezaket
KARARSIZLIK
PAYLAŞMAK
GÜLMEK
GİTMEK
5N 1K
HOŞGÖRÜ
KAPI
YALAN
DÜŞÜNMEK
ÖFKE
DÜRÜSTLÜK
DOSTLUK
Tel : 0 342 220 49 00 ( 3 hat ) Fax : 0 342 220 50 71
Degirmiçem Mahallesi 14 Nolu Sokak No : 8 Kat : 4 / 12 27090 GAZIANTEP e-mail : info@firatymm.com
 
Bu Site Cemrenet İnternet Hizmetleri Tarafından Yapılmıştir.