25 Eylül 2018 Salı
 
 
Site İçi Arama  
 
 Mail List  
Gelişme ve gücellemelerden haberdar olmak istiyorsanız Mail Listimize Katılın!..
Katıl Çıkart

DOSTLUK

Hüseyin BOZKURT
Dost; Matematiksel olmalı; Sevinci çarpmalı... Üzüntüyü bölmeli... Geçmişi çıkarmalı... Yarını toplamalı... Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı...İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...

Hüseyin BOZKURT
Yeminli Mali Müşavir
huseyinbozkurt@firatymm.com

DOSTLUK

Hepimizin önem verdiği, iki lafın başında kullandığımız ve en çok deyim ürettiğimiz kelime dostluk olsa gerek. Dostluk, birisiyle dost olma durumu ya da dostça davranış anlamına gelmektedir. Dost ise; sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş ve iyi görüşülen kimsedir veya şeydir. Her zaman insan olmaz dost olan şey; bazen masum sevimli bir hayvan veya hoş bir çiçektir. Bazen de dostumuz; bir müzik aleti, bir kitap veya Aşık Veysel’in dediği gibi,bize ürün veren sadık yarimiz kara topraktır. Bu yazıda dostluğun konusu insan olacaktır.

Yaşamda herkesin dostları, dostlukları vardır. Dostlarımız için ya da dostluk adına neler yapmayız ki..! Dostun bulunması zor, kaybedilmesi kolaydır. Dostluk kurmak ve onu sürdürmek zordur. Peki nedir bu dostluk ? Nasıl kazanılır ? Nasıl kaybedilir ? Dostluğu sürdürmek ne kadar zor ve nasıl sürdürülür? Dostlarımız için neler yaparız ? Tüm bunlara dair net cümleler bulacaksınız yazıda…Okuyunca herkes dostlarını, dostluklarını, eksikliğini, fazlalığını görecek.

Dost; kötü günde yanımızda olan, yalnızlığımızı gideren, bizi dinleyip anlayan ve bizden sıkılmayan kişidir. Başka bir tanım ile dost; acıkınca ekmek, susayınca su, ağlayınca mendil, hastalanınca ilaç veren ve yere düşünce uzanan eldir. Dost günün her saati kapısı çalınabilen kişidir. Sırları saklayan, bakınca anlayan, ağlayınca beraber ağlayan, derin yaralarımızı gösterebildiğimiz, kişidir dost.

Dost bir ağaç ise; hayatımızın derinliklerine kök salmış olmalı, gövdesine yaslanılan, dalları ve kovuğu bizi koruyan, gölgesinde serinlediğimiz, yaprakları yaramıza merhem olan ve meyveleri sevinçlerimizi paylaşan bir bitkidir. Dost ve dostluklarda çeşitlidir. Yaşamda;

-Devamlı yüzyüze olmak isteyen Güneş ile Ayçiçeği (Günebakan) nin dostluğu gibi göz göze,
-Çok uzaklardan senede bir, kelaynak kuşları aracılığıyla haberleşen Nil vadisi ile Fırat'ın Birecik kıyısının dostluğu gibi uzaktan uzağa,
-Ağır geçen pazar günü ile hareketli geçen pazartesi gününün komşuluktan kaynaklanan dostluğu gibi zorunlu,
-Bir kağıt mendil ile aniden nemlenen bir gözün dostluğu gibi vakitsiz,
-Yerine apartman dikilen avlulu ahşap ev ile bahçesindeki koacaman ceviz ağacının dostluğu gibi ölen,
-
Zaten dostuz deyip bir telefonu,bir mektubu çok görüp yıllarca bekleyenlerin dostluğu gibi bakımsız,

Dostluklar da var. Aslında dostu ve dostluğu yüz yıllar önce en güzel MEVLANA tarif etmiş olmalı.

DOST DEDİĞİN;


Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana sarılmalı....
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı..
Dost dediğin; fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli,
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...
Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmalı;
Sevinci çarpmalı...
Üzüntüyü bölmeli...
Geçmişi çıkarmalı...
Yarını toplamalı...
Kalbinin derinliklerinde ihtiyacı hesaplamalı...
Ve her zaman Bütün parçalardan daha büyük olmalı...
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...

                   Maalesef, dostunda her şey gibi; bir gerçeği, birde sahtesi var. Genellikle dostlukların bozulmasına menfaatlerimiz sebep olur. Buna menfaat dostluğu, menfaatle bozulmayan dostluklara gerçek dostluk diyebiliriz. Buna en iyi örnek yine Mevlana’nın aşağıdaki diyaloğunu göstermek gerek.

                   Mevlana ve öğrencisi dostluk konulu bir konferanstan çıkarlar. Öğrencisi koyun koyuna mutlu bir şekilde yatan iki köpeği göstererek “Ne kadar dostça bir davranış sergiliyorlar” der. Mevlana öğrencisine hafif gülümseyerek 'Evlat, sen onların arasına bir kemik atıver de, bak o zaman gör dostluklarını' der.

                  Olunca gerçek dostluk olmalı. Sansür olmamalı, kızma darılma olmamalı, uzaklarda olsa da döndüğünde bıraktığı gibi olmalı. İnsanın içini ısıtmalı. Candan olmalı. Üşüdüğümüzde sıcak bir çay, acıktığımızda bir lokma ekmek, ruhumuzu okuyabilen ve sırrımızı satmayacak kişidir gerçek dost. Dost yüzümüze bakarken kalbimizi, beynimizi görebilen kişidir.

                  Dostluk, ayrılığa ve kırgınlığa rağmen anılara saygı duymak ve sevmeye devam etmektir. Her şey gibi zaman, dostlukları da zayıflatır. Ama zaman geçtikçe perçinleşen dostluklarda vardır. Aşağıdaki olay gerçek dostluğun nasıl olması gerektiğini en iyi şekilde anlatmaktadır:


Çölde yürüyen iki arkadaş arasında bir tartışma yaşanır ve biri ötekine tokat atar. Tokadı yiyen kişinin canı acır ama hiçbir şey demeden eğilip kuma şöyle yazar:
“Bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı.”
Bir müddet sonra vahaya gelen arkadaşlar suya girerler. Tokadı yiyen kişi bataklığa saplanır ve çırpınmaya başlar. Tokat atan arkadaşı onu kolundan çekerek saplandığı yerden çıkararak hayatını kurtarır.

Tokadı yiyen ve boğulmaktan kurtulan kişi bu defa taşa şöyle yazar:
“Bugün en iyi arkadaşım yaşamı mı kurtardı.”
Tokadı atan ve arkadaşını kurtaran kişi bu olay karşısında çok şaşırır ve merakla arkadaşına sorar:
“Canını acıttığımda kuma yazdın neden şimdi taşa? ”

Tokadı yiyen kişi bu soruyu şöyle yanıtlar:
“Biri canımızı yaktığında kumun üstüne yazmalıyız ki, bağışlama rüzgarı silebilsin ama biri bizim için iyi bir şey yaparsa taşın üstüne kazımalıyız ki hiçbir rüzgar silemesin.”


                      Bu olay gösteriyor ki; dostluğu korumak özveri ister. Dostluğun devamı için hataları görmezden gelmeliyiz. Olumsuz konularda silinmeyecek izler bırakmamalıyız. Dostluk sevgi nedeniyle katlanmak, zamanı, parayı, ekmeği, neşeyi, üzüntüyü bölüşmek demek. Sağlam bir dostumuz varsa kendimizi mutlu hisseder, yalnız hissetmeyiz. Onu, kimseyle paylaşmak istemeyiz. Dostumuzun varlığı, dertlerimizi paylaşabileceğimiz duygusu bile yeter bize kimi zaman. Dost iyi bir dinleyici, sevgisinden emin olduğumuz ve bizi anlayan kişidir.

                      Kimine göre dostluk, içi boşaltıldığında samimiyetsizliğin makyaj yapmış halidir. İletişim dostluğun sürdürülmesinde önemli yer tutar. Açık iletişim dostluğun bazen başlangıcıdır, bazen de onu geliştirir. Dostluğu sürdürmek için kendi davranışlarımızı kontrol etmeli, laflarımızı iyi ölçüp tartarak söylemeliyiz. Dostlara karşı daha itinalı davranmalıyız. Bir çok dostluk, bir tarafın aşırı duyarsızlığı sonucu bitebilmektedir. Küstüğümüz, alındığımız, kırıldığımız zaman bunu karşıya açık bir şekilde söylemeliyiz. İletişimsiz kalarak dostluğa zarar vermemek gerek. Dost önemli bir kişidir ondan ayrı kalmamak gerek. Dost hasreti insanı üzer. Rahmetli Halk Ozanı Muhlis AKARSU dost hasreti türküsünde:

Dost hasreti zor imiş

Her dem ahuzar imiş

Dert adamı yer imiş

Yine gönlüm hoş değil


Diyerek dostundan ayrı oluşuna ilişkin duygularını bu güzel dizelere dökmüş. Dost ve dostluk üzerine çok şey söylenebilir. Kitaplar yazılabilir. Amacımız dostlukların önemine dikkat çekmek, dostlukların geliştirilerek sürdürülmesi gerektiğini, dostluğuna yıllar harcadığımız insanları, kolay kaybetmemek için neler yapılması gerektiğini vurgulamak. Güzel dostluklar ve güzel dostlar edinmeniz ve sürdürmeniz dileğiyle...

NOT: Fotograf için kızım Elif BOZKURT'a teşekkürler.

Bu Haber 2430 Defa Okunmuştur...
Bu Yazı İçin Yapılan Yorumlar
DOST ne güzel bir kelime, ne sıcak bir duygudur. Kazanılması zor devam etmesi emek isteyen bir paylaşımdır. Emek verilen herşey gibi Dostlukta paha biçilmez bir kazanımdır. Dostluklar kazanıldıktan sonra bakımsız bırakılmamalı ve sürekli beslenmelidir. Üstelik sermayesi sıfır Karı maddiyatla ölçülemeyecek kadar büyüktür bu bakımın. Yapılması gereken sadece dostunu düşündüğünü, herzaman yanında olduğunu hissettirmek ve bildirmektir. Kaybedilmesi ise kolay olan bu duyguyu, bu bağlılığı kaybetmemek adına biraz HOŞGÖRÜ yeterlidir. Mevlana 'nın bir sözüyle yorumumu tamamlamak isterim. Hatasız Dost arayan Dostsuz kalır. Hoşça ve de Dostça kalın Saygılarımla.
Günümüzde insanların 'çıkar'ı yüzünden yapmadıkları şeyin pek az olduğunu düşününlerdenim.Bu anlamda ne yazik ki 'dost ararsan cebine bak' sözü gün geçtikçe geçerli hale geldi.
Sevginin, saygının, özverinin, paylaşmanın, yağmurda ıslanmanın, birlikte başkaldırının, zorluklara beraber direnmenin, bir kavgada birlikte dayak yemenin, belkide çölde son yudum suyu paylaşmanın, ne bileyim belkide birlikte ölümü karşılamanın adı DOSTLUK! Karşılık beklemeden, geri dönüşünü aramaksızın sürekli ve isteyerek, eli ve yüreği titremeden vermektir DOSTLUK! Tüm bunları ve burada saymadığım diğer tüm harcanan maddi ve manevi olguların verileceği dostlukları inşa ederken, hiç bir taşın eksiksiz ve de düzgün yerine konulmasına dikkat etmeliyiz. Çünkü, geriye dönüp eğri taşı değiştirme şansımız bazen olmamaktadır. Bu durumun olması halinde,kurulmuş yada kurulduğu sanılan dostlukların (!) aslında hiç olmadığını düşünmekteyim. Dost olan kişilerin birbirlerine değil tokat atmak; kırıcı olan en ufak bir söz bile söylemekten ve hatta yanlış anlaşılabilecek en ufak bir haraket veya sözden de kaçınmalarını şiddetle önermekteyim. Çünkü beni, düşmanın kurşunu değil, dostun kırıcı bir sözü yaralar veya öldürür. Tabii olarak, ''Dost acı söyler'' diyeceksiniz. Dostun acı sözü, doğruya yöneltmek, yanlıştan geri çekmek içindir. Ben dostlarımın bakarken her zaman başımı yukarıya kaldırmak zorunda hissettim kendimi. Ama yalnızca dostlarımın yüzüne bakarken! Çok önemli bir konuyu kaleme aldığınız ve bizim bu konudaki eksiklerimizi tamamladığınız için çok teşekkürler. Tanrı sizi ve Klavyenizi korusun...
dostluk denilen şey hiç bu kadar kapsamlı anlatılmamıştı bana.hüseyin abi sizi kutluyorum
Ne kadar uzun,büyük ve derin bir mevzuu DOSTLUK,atsan atılmaz satsan satılmaz. Dostluğu tarif edeyimmi size dostlar : en büyük eğlenceleri beraber yaşadığımız, sarhoşlukların ardından beraber uyanıp yaptıklarınızı hatırlamayıp kahkahalara boğulduğumuz,gülmeyi ve ağlamayı-acıyı ve tatlıyı-güzeli ve çirkini hep beraber yaşadığımız bir kolye gibi boynumuzda yada ceplerimizde taşıdığımız,bazen bir lokmayı paylaştığımız bazende sohbette dem vurduğumuz bir elmanın yarısıdır DOST... Bu dünyada;var olanların hepsi, yüce Allah'ın birer parçası, birer yansımasıdır. Ezelden ebede, geçmişten geleceğe ,yaradılmamış olan ve hep baki olan yalnızca, yüce Allah'tır. Bizler birer fani beden ile bu dünyada kısacık bir ömrü taşırız sadece sevdiklerimizle, ve toprağa karışacağız günü geldiğinde göçüp gideriz. "Baki kalan bu kubbede, bir hoş seda imiş" sözü ancak dost yanında ve dostane meclislerde telaffuz edilen güzelliklerdir. Hani derler ya Allah sevdiğinden ayırmasın,evladından,anadan,babadan ayırmasın. Bu sözlerin hepsine katılarak bende diyorum rabbim dostlarımızdan ayırmasın,çünkü onlar çoğu zaman kardeş ve ana babadan daha ileridir. Esenkalın DOSTLAR fani dünyada.
TÜM YORUMLAR
Topam 5 Yorum Yapılmıştır...

 

 

BU YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
Şirket yöneticilerine maaş
DEĞER VERMEK
NEDEN ANONİM ŞİRKET?
Poğaça, Kdv Oranları Ve Vergi Bilinci
Şirket ort. bilgi alma hakkı
Yönetimde muhasebenin önemi
CARİ HESAP
KARARSIZLIK
Maliyetsiz Satın Alma Gücü: Nezaket
PAYLAŞMAK
GİTMEK
GÜLMEK
5N 1K
HOŞGÖRÜ
KAPI
YALAN
ÖFKE
DÜŞÜNMEK
DOSTLUK
DÜRÜSTLÜK
Tel : 0 342 220 49 00 ( 3 hat ) Fax : 0 342 220 50 71
Degirmiçem Mahallesi 14 Nolu Sokak No : 8 Kat : 4 / 12 27090 GAZIANTEP e-mail : info@firatymm.com
 
Bu Site Cemrenet İnternet Hizmetleri Tarafından Yapılmıştir.