23 Ekim 2018 Salı
 
 
Site İçi Arama  
 
 Mail List  
Gelişme ve gücellemelerden haberdar olmak istiyorsanız Mail Listimize Katılın!..
Katıl Çıkart

PAYLAŞMAK

Hüseyin BOZKURT
Nasıl ki,bahçelerin güzelliği, barındırdığı değişik renk ve görüntüdeki çiçeklerle oluyorsa, yaşamımızda da güzellik ve farklılıklara değişik bakış açıları ve değişik düşüncelerle ulaşabililiriz

Hüseyin BOZKURT
Yeminli Mali Müşavir
huseyinbozkurt@firatymm.com

 

                                                   PAYLAŞMAK


                        Paylaşmak, bir çok anlam içermekte olup, her anlamı da kendi içinde özellikli bir yere sahip olan bir kavramdır. Paylaşmak, birilerinin bir şeyi aralarında bölüşmesi, pay etmesi, üleşmesi gibi somut bir anlam içerdiği gibi benimsemek, onaylamak ve katılmak gibi mecazi bir anlamda yükleyebiliriz.

                        Neleri paylaşmıyoruz ki; acımızı, sevincimizi, aşımızı, paramızı, vaktimizi, ekmeğimizi, bilgimizi, başarılarımızı, sırlarımızı, özelimizi, hatalarımızı, aşkımızı, sevgimizi, düşüncelerimizi, deneyimlerimizi, soluduğumuz havayı ve daha nice şeyleri paylaşırız. Acılar, paylaşıldıkça azalır ve etkisini kaybeder. Mutluluk ve sevinçler ise büyürler. Paylaştıkça çoğalan şeyden biri de bilgidir.

                       Sıkıntılarımızı paylaşınca rahatlar, bazen de çözüm yolu buluruz. Atalarımız “derdini söylemeyen dermanını bulamaz” diyerek dertleri paylaşarak, anlatarak çözüm aramak gerektiğini belirtmişlerdir.

                        Maddi şeyleri paylaşmak güzel bir duygudur. Başkasında olmayan şeyleri toplum olarak genellikle yardımlaşma adına paylaşırız. Geçmişte bir ekmeğini, bir tabak yemeğini bölüşmüş olan bir toplumdan geliyoruz. Bu gün bu denli paylaşımlar kalmasa da yine de karşılıklı yardımlaşma ve paylaşmanın varlığı inkâr edilemez. Ancak, sağlıklı kişilere hazır balıktan bölüp verme yerine, balık tutmayı öğreterek paylaşmayı anlamlandırmalıyız.                                     

                        Cimri ve aç gözlü insanlar paylaşmayı sevmeyen insanlardır. Dostu olmayanlar paylaşamazlar. Çünkü,bu insanların dostları; para, mal ve mülkleridir. Gerçek dost olanlar, sevinci, acıyı paylaştıkları gibi ekmeği ve aşı da paylaşanlardır.

                       Paylaşma duygusu, küçük yaşta edinilir. Küçükken çikolata, top, şeker ve oyuncağını paylaşamayanlar, büyüdüğünde de paylaşamazlar.

                       Paylaşmak, insanı mutlu ve huzurlu eden bir davranıştır. Her türlü paylaşım, insanı ayrıcalıklı, sevgi dolu ve mutlu kılar. Maddi paylaşımlar kadar duygusal ve manevi paylaşımlar da önemlidir.

                       Hayat paylaşmaktır. Zira, paylaşım olmayınca hayat yaşanmış sayılmaz. Yaşam, paylaşıldıkça güzelleşir, anlamlı olur ve yaşanmış sayılır. Birileri ile iletişim kuramayan, karşındakini anlamayan, sevmeyen, sevilmeyen, sevinç ve üzüntülerini paylaşamayan bir insan yaşamıyor demektir. İnsanları seven ve paylaşımcı bir düşüncede olan kişi, daima kendini yük taşımayan, rahat, bağışlayıcı, özgüvenli ve sağlıklı hisseder. Zira insan sevdiği kadar sevilir, affettiği kadar affedilir.

                    Paylaşılan her zaman yiyecek, giyecek, aşk ve sevgi gibi kişisel değerler olmayabilir. Bazen de paylaşılan şey, daha değerli bir şeydir. Toplumsal sorumluluk bilinci gibi. Bu paylaşım, bazen özgürlük ve demokrasimizin de güvencesidir. Merhum gazeteci Uğur MUMCU, 09.12.1974 tarihli Yeniortam gazetesinde şöyle yazıyor:
                  Bir kişiye yapılan haksızlık bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerleştirmek zorundayız. Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci, özgürlüğün de, demokrasinin de tek güvencesidir. Bu güvence sağlanmadıkça, demokrasinin temeline tek bir taş bile konmuş olamaz”
                   
İnsan olmanın en güzel göstergesidir paylaşmak. İnsan sevgisinin ifadesidir. Paylaşımcı insan daima verici insandır. Paylaşma duygusunu yüreğinde hisseden kişi, sevgisi güçlü bir kişiliktir. Sevmek, kendimizi bulmamıza yardımcı olduğu gibi bizi, şanslı ve duygulu kılar. Sevginin olmadığı yerde hayat anlamsız ve renksizdir.

                 Bazen paylaşmak sevginin, aşkın ta kendisidir. Sevgiliye söylenen aşağıdaki cümle paylaşmanın boyutunu ve sevginin yoğunluğunu çok daha iyi açıklamıyor mu?

                  “Bilir misin bende paylaşmak nedir? Nefesin kesilirse al canım senindir. Yolun sonu uçurumsa aşkım, sen geri dön ilk adım benimdir!”

                   Sevgi ve paylaşmak iç içe bir kavramdır. Onun, sözünü etmekten çok yaşamak gerek. Zira hayat sofrasında yalnız kendini görüp sevenler, aç oturup aç kalkar ve yaşamamış sayılırlar. Tıpkı öyküdeki gibi:

                  Bir gün sormuşlar Bektaşi ermişlerinden birine,
-'Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? '
-'Bakın göstereyim...'
demiş ermiş.
                
Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırmış yemek sofrasına ve oturduktan sonra sıcak çorbalar gelmiş. Arkasından da bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş: 'Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz.' diye de bir şart koşmuş. 'Peki...' demiş ve başlamışlar. Fakat kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda beceremeyip, öylece aç kalkmışlar sofradan.
                 
Bunun üzerine 'Şimdi...' demiş ermiş. 'Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.' Aydın yüzlü, gözleri sevgi ile gülümseyen insanlar gelip oturmuş sofraya. 'Buyrun' deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki arkadaşına  uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
                 'İşte...'
demiş ermiş: “Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve
doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim arkadaşını düşünür de doyurursa, o da arkadaşı tarafından doyurulacaktır.”

                 Şüphesiz, yaşam pazarında sevgiyi paylaşanlar hep kazançlı çıkar. Bazı istisna paylaşımlar vardır ki, insanı mutsuz kılar ve acı verir. Çok sevdiğiniz bir insanı başkasıyla paylaşmak gibi…
                  Günümüzde, maddi değerlerin, insani değerlerden öne çıkması, bazı değerlerin yok olması nedenleriyle hayatın her karesinde söz konusu olan bir kavram haline gelmiştir paylaşmak. Zira insanlar, zor yaşam koşulları içerisinde korkular, güvensizlikler ve yapay ilişkilerle yaşamaya çalıştığından, genellikle yaşamı sevimsiz ve olumsuz paylaşımlar ve olaylarla geçmektedir. Dolaysıyla mutlu olmak adına paylaştığı gerçek, güvenli, olumlu tüm yaşam kesitleri hayatın iyi yaşanmış kısmını oluşturduğundan, mümkün olduğu kadar bu hayatta sevmeli, sevilmeli ve paylaşmalıyız. Zira paylaştığımız kadar yaşamış
olmaktayız.
                  Paylaşmak, sadece sevmek aşık olmak demek de değildir.Karşılıklı bir kahve içmek, bir sorununuzu dertleşmek, aynı havayı teneffüs etmek, belediye otobüsünde birlikte yolculuk, birlikte ufak bir hediye seçimi, içinizde sakladığınız bir sırrın açıklanması, bir iş görüşmesinin kritiği, bir düşüncenizin doğruluğunun onaylatılması, duyduğunuz bir tatlı dedikodunun iletilmesi, yoldan aldığınız simitten bir parçanın oda arkadaşınıza verilmesi, bir olayın şartlarının konuşulması veya yaşayamadığınız bir hayat kesitinizin sohbeti de paylaşımın konusu olabilir.
                  Yaşam koşullarının ağırlığının unutturduğu, bozduğu ve kalitesini düşürdüğü yaşamımızın bir nebze düzeltilmesi için lütfen her şeyi paylaşın. Sevin, sevilin, sevgiyle ve iyi niyetlerle yaklaşın, kendinize güvenin, başkasına güvenin ve güvenilen kişi olun. Aceleden ve karmaşadan, sahte ve çıkar ilişkilerinden dolayı unuttuğumuz dostlukları kurmak, vakit ayırmak, önemsemek, yalnızlıktan kurtulmak ve daha çok yaşam kesitimizi anlamlı ve kaliteli kılmak için paylaşarak yaşayalım hayatı…
                       Nasıl ki b
ahçelerin güzelliği, barındırdığı değişik renk ve görüntüdeki çiçeklerle oluyorsa, yaşamımızda da güzellik ve farklılıklara değişik bakış açıları ve değişik düşüncelerle ulaşabileceğimize inanıyorum. Güzel şeyler paylaşmanız dileğiyle…11.09.2008

Bu Haber 2887 Defa Okunmuştur...
Bu Yazı İçin Yapılan Yorumlar
Bazen bir muhabbettir paylaşmak,bazen duyguların bölüşümü,kimi zamanda acıları ve sevinçleri paylaşmak...Sevdiğinin yanında olmakta paylaşmaktır aslında;kalbin atışını karşıya vermek isteği. Ne bileyim gündüzünü veya geceni paylaşmaktır iş arkadaşın yada 3.cü kişilerle...En güzeli hafif bir rüzgar eserken sahilde yürümeyi paylaşmaktır belki sevdiğinle elele...Yada hayatın acı yüklerini paylaşmayı aramak kimliksiz kişilerde! ASIL OLAN KADERİ PAYLAŞMAKTIR DOĞDUĞUMUZDA HAYATLA!!! Ben yinede dost isterim beynimden tüm geçenleri paylaşmak için...Evet örnekler verdim paylaşımı anlatmak için,ama döndüm baktım ki yok bu zamanda paylaşmayı yapacağım diğer kişi? Sevgilerimle
Resimdeki yazı yorumluyo zaten 'paylaşmak güzel bir duygu!...HEPİMİZ BU DÜNYAYI PAYLAŞIYORUZ VE HEPİMİZ BİR BÜTÜNÜN PARÇLARIYIZ!...ÖYLEYSE KAVGA NEDEN'...Paylaşmanın başka bir şekilde tarifi olmazdı heralde kaleminize sağlık ...
Aslında hepimiz biliyoruz ki; hayatta herşey belirsizdir.Ne kadar yaşayacağımızdan tutunda,nelere sahip olabileceğimizi ve onları ne zamana kadar elimizde tutabileceğimizi kesinlikle bilmiyoruz.Bizler bir bakıma, mezara götüremediğimiz her şeyin emanetçileriyiz.Nasıl ki elde ettiklerimizi harcarken belli zevkler,belli tatlar alıyorsak, başkalarına vermekle de benzer güzellikleri hissedebilmeli, duyabilmeliyiz.Belkide insan olmamızın sırrı burdadır.Teşekkürler Hüseyin Bey bu yazınızda diğerleri kadar ayrı bir tad verdi bana.MUTLULUK PAYLAŞMAKLA BÜYÜR.
Paylaşmak dünyanın en güzel duygularından biri olsa gerek.Ama burda paylaşmak kadar paylaşacak dost bulmakta çok önemli.Eger paylaşabilecek dostlarınız varsa çok şanslısınız demektir.Ve ben bu şansı en iyi yaşayanlardan biriyim........ yazınız o kadar güzel ki sadace geriye teşekkür etmek kalıyor.Teşekkürler sevgiyle kalın.
Paylaşmak; Komünal ideolojiye göre herşeyi paylaşmak gerekir. Kapitale ise hak edenindir. 'Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerleştirmek zorundayız. Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci, özgürlüğün de, demokrasinin de tek güvencesidir. Bu güvence sağlanmadıkça, demokrasinin temeline tek bir taş bile konmuş olamaz. Unutmayalım ki 'cesur bir kez, korkak bin kez ölür'. Önemli olan, insanın böyle bir toplumda 'mezar taşı' gibi suskunluk simgesi olmamasıdır.' Bizimle fikirlerinizi ve yazılarınızı paylaştığınız için size çok teşekkür ederim Hüseyin bey.
TÜM YORUMLAR
Topam 10 Yorum Yapılmıştır...

 

 

BU YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
Şirket yöneticilerine maaş
DEĞER VERMEK
NEDEN ANONİM ŞİRKET?
Poğaça, Kdv Oranları Ve Vergi Bilinci
Şirket ort. bilgi alma hakkı
Yönetimde muhasebenin önemi
CARİ HESAP
KARARSIZLIK
Maliyetsiz Satın Alma Gücü: Nezaket
PAYLAŞMAK
GİTMEK
GÜLMEK
5N 1K
HOŞGÖRÜ
YALAN
KAPI
ÖFKE
DÜŞÜNMEK
DOSTLUK
DÜRÜSTLÜK
Tel : 0 342 220 49 00 ( 3 hat ) Fax : 0 342 220 50 71
Degirmiçem Mahallesi 14 Nolu Sokak No : 8 Kat : 4 / 12 27090 GAZIANTEP e-mail : info@firatymm.com
 
Bu Site Cemrenet İnternet Hizmetleri Tarafından Yapılmıştir.