18 Ocak 2018 Perşembe
 
 
Site İçi Arama  
 
 Mail List  
Gelişme ve gücellemelerden haberdar olmak istiyorsanız Mail Listimize Katılın!..
Katıl Çıkart

DÜŞÜNMEK

Hüseyin BOZKURT
Eğer, olumsuz şeyler düşünen biri iseniz lütfen aynı şeyin tersini de düşünerek uygulamaya geçin ki, bir süre sonra hayatınızda olumsuz düşüncenin kalmadığını göresiniz. Bir de bizi motive eden pozitif düşünme söz konusudur.

      

Hüseyin BOZKURT

Yeminli Mali Müşavir

huseyinbozkurt@firatymm.com

 

                 DÜŞÜNMEK

                Düşünmek, öyle önemli bir kavram ki; hayatımızı yönlendiren bir dümen, mutluluk yolunun anahtarı, mutsuzluğumuzun, korku ve korkusuzluklarımızın sebebi belki de her şeyimiz demek daha doğru olur. Düşün kökünden türeyen bu kelime önemli olduğu kadar bir ihtiyaçtır aslında. Düşün, düşünce ve düşünmek kelimeleri birbirini tamamlayan ve düşünceyi açıklamak için diğerlerini de bilmek gerek.

              Düşün, duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay demektir. Düşünce ise uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea olarak açıklanacağı gibi dış dünyanın insan zihnine yansıması, niyet ve tasarı ya da tasa, kaygı, sıkıntı, ilke, yönetici sav anlamları da içerir. Düşün ve düşünceyi tanıdıktan sonra  düşünmek  kelimesini; aklından geçirmek, göz önüne getirmek, bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek, zihniyle arayıp bulmak gibi zihinsel olaylarla açıklamak mümkün. Düşünmek, bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak, akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek ve öngörülü olmak, planlamak, kaygılanmak, farz etmek gibi faaliyetlerle de ortaya çıkar.

              Düşünce ve düşünmek ile ilgili kullandığımız bir çok kavrama da değinmek gerek. Bunlardan bazıları; düşünceyi açmak, düşüncesini okumak, düşünceye dalmak, düşünceye varmak, düşünce alış verişi, düşünce özgürlüğü, ana düşünce, art düşünce, aykırı düşünce, bilimsel düşünce, düşünüp taşınmak gibi. Düşünmek aslında var olmaktır. Düşünmeden hareket eden insanlar, bir müddet sonra kaybetmeye ve yok olmaya mahkumdur. Ünlü düşünür DESCARTES  “Düşünüyorum o halde varım” diyerek düşünmenin var olmak olduğunu doğrulamıştır. O kadar geniş kavram ki düşünmek, belki de her şeyimiz. İyinin kötüden ayırt edilmesi, gerçeği bulma, insanca yaşama, üretme, akıllı davranma gibi şeyler hep düşünmenin sonucudur.

             Biz insanları hayvanlardan ayıran tek özelliğimiz düşünmek olsa gerek. Düşünmek içinde; araştırma, bilgi toplama, seçme, mukayese, sorgulama, geleceği tahmin, değerlendirme, plan yapma, karar verme gibi bir çok zihin faaliyetini barındırır. Dünyada en eski ve bilinen düşünürler SOCRATES ve PLATO’dur. Tüm düşünme faaliyetleri sonucunda ya bir karar verir ya da bir sorun çözeriz. Çok aktif bir süreçtir.  Düşünme sonucunda doğru karar alabilmek için bilgi toplama ve değerlendirmenin yeterli ve sonuç odaklı olması gerekir. Davranışlarımızı ve geleceğe dair planlarımızı değerlendirirken sorgulayıcı olmalıyız. Neden? Niçin? Nasıl? Ne ile? Nerede? Sorularını sormamız lazım. Kişi düşünmez ve aklını zorlamazsa başarıya ulaşamaz. Ünlü matematikçi Albert EINSTEIN “İnsan aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye erişemez.” diyerek düşünmenin başarmaya etkisine işaret etmiştir.

           Düşünmenin ana gayesi ise yeterince düşünmeden yaptığımız işlerden dolayı bedel ödememek ve acı çekmemek. Bu bedeller bazen bir servete, bazen bir ömre bedeldir. Ömrün kısa ama şirin olduğunu düşünürsek, düşünerek karar vermenin, sorgulayarak yaşamanın ve az hata ile yaşamı yürütmenin değerini o zaman anlarız. Bazen düşünmeden konuşuruz her şeyi berbat ederiz, bunu düzeltmek için çok daha fazla düşünmeye mecbur kalırız. GIBBON  diyorki; “Düşünmeden konuşmanın cezası sonradan düşünmeye mahkum olmaktır.” Ne dersiniz çok haklı değil mi? Bir cezalı mahkum gibi düşünmek zorunda kalırız istemesek de.
           Düşünme ile ilgili bir önemli ayrıntı ise kendi düşüncesi olmayan kişiler hep başkaları tarafından yönetilirler. Kendiniz düşünün, başkalarının düşüncelerinden de faydalanın ve kendi düşüncenizi dostlarınızla paylaşabilirsiniz. Ama kararı, siz olgunlaşan kendi düşüncenize göre verin. Çünkü, insanlar kendi kararlarının arkasında durur ve onu etkin uygularlar.
            Hayatta keşkelerimizin az olması için düşünerek hareket etmeliyiz. Bunu
Düşüne düşüne görmeli işi, sonra pişman olmamalı kişi.” atasözümüz çok güzel açıklamaktadır.
          Düşünmekten bahsedip “düşüncenin özgür” olmasından bahsetmemek olmaz herhalde. Düşünce kişiye özel olup, başkasına açıklanmadıktan sonra içimizde tamamen özgürdür. Ama düşüncenin açıklanması bazen birilerinin işine gelmeyince bu düşünceleri çeşitli sebeplerle yasaklarlar. Toplum olarak genel ahlaka ve insanlık değerlerine aykırı olmayan tüm düşüncelerin serbest açıklanması gerekir ki; aykırı ve olumlu düşünceler iyice irdelensin ve insanlar bunlardan faydalansın. Düşüncelerin eyleme dönüşünceye kadar serbestliği doğrudur ama sonrası bazen yanlış olabilir. Ama eyleme geçmemiş düşünce, yasaklanmamalıdır.
         Bazen de ön yargılar düşünmeye engeldir. 
Einstein diyor ki; ''insanı önyargılarından arındırmak, atomu parçalamaktan daha zordur.'' 

            Her zaman düşünmek bir karar almak için olmaz. Bazen birisini düşünürüz, hayal ederiz, adeta onunla olup yaşarız. Hatta onu düşünüyorsak, sorgulamayız, tartışmayız, araştırmayız, değerlendirmeyiz. Elimiz kolumuz bağlanır, dilimiz lal olur. Düşündüğümüz sevdiğimiz bir kişi ise ne tuhaf değil mi? Böyle davranırız.  Bir şiirle; insan sevdiğini düşünmeyi herhalde bu kadar güzel anlatır.

            Seni düşünürüm
            Dağlar dayanmaz ki umutlarıma
            Seni düşünürüm
            Seni ne çok aradığımı, seni ne çok sevdiğimi anlarım.

            Seni düşünürüm,
            Sensizken geceleri,
            Sende beni ararım, bulamam
            Seni seviyorum derim, sana duyuramam

              

            Ne güzel demiş şair değil mi? Onu nasıl düşündüğünü, duygularını, umutlarını tek tek dökmüş satırlara. Düşünmenin en yoğun yaşanan uygulaması bu şekli olsa gerek. Ne diyelim herkese mutluluğu tattıracak düşünmeler dileyelim. 
            İnsanın ilk aklına gelen düşünceler, şahsına ilişkin bencil ve menfi düşünceleridir. Ama faydalı şeyler düşünen, genel ve toplumsal düşünceler, güzel söz ve hareketler ile buluşları düşünenler daha çok insanlığa hizmet ederler. Kristof Kolomb Amerika’yı, Edison ampulü, Marconi radyoyu bu tür düşünceler ve çalışmalar sonucunda buldular.

           Bu arada insanlar acaba neden düşünmeden hareket ederler?  Ya da neden düşünmekten kaçınırlar? Diye sorguladığımızda insanları düşünmekten alıkoyan ve engel olan şeyler olduğunu görmek mümkün. Bu konuda “İnsan Mühendisliği”  adlı kitabında Nüvit OSMAY bu engelleri şöyle özetlemiştir:
 

        1-Doğmalar, sabit fikirler, peşin hükümler, boş inançlar.
        2-Yapılan çeşitli propagandalar düşünmemeyi alıştırır.

        3-Mantık zincirinin kopması, düşünmekten yorulmak, oluruna bırakma alışkanlığı.
        4-Hislerimiz, anti patilerimiz.


        Düşünce bazen de bakış açısı ve yaşam tarzıdır. William SHAKESPEARE’ in dediği gibi; “Aslında hiç bir şey iyi veya kötü değildir. Her şey bizim onlar hakkında düşündüğümüze bağlıdır.”  Bir konuda düşünürken ya da karar verirken düşüncelerimizi olumlu tarafından geliştirirsek daima iyiye ve güzele ulaşabiliriz.  Karşı kişilerden önce, kendimizi ve düşüncelerimizi değiştirmeyi denemeliyiz.  Her konuda farklı alternatifler olabileceğini, değişimler sonucu düşüncelerimizin bile eski kaldığını kabul etmeliyiz. Öncelikle kendi evimizin önünü temizlemeliyiz ki; komşumuz da bize bakıp temizlesin ve  tüm sokak temiz olsun. Evimizin önü kirli iken başkasına laf söylememeliyiz. Düşüncelerimizi biz değiştirmeliyiz.  Bu konuda en güzel sözü TOLSTOY söylemiştir. “Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.”

            Bazen düşünceler belli olay ve gelişmelere göre kendiliğinden oluşur. Ne yapsanız o gelişmeye ve düşünceye karşı çıkamazsınız. Ya da büyük tepki görürsünüz.  VOLTAIRE  “Hiçbir ordu, zamanı gelmiş bir düşünceye karşı duramaz.” Diyerek bazen düşüncelerden kaçınamayacağımızı belirtmiştir. Düşünce üzerine bir kitap yazılabilir.  Biz kısaca düşünmenin, düşünerek çalışmanın, düşünerek karar vermenin insanı sonradan yormayacağını, başarıya götüreceğini ve kötü olay ve sonuçlardan koruyacağını anlatmaya çalıştık.  Unutmayın günümüzde düşüncesiz, karşıyı düşünmeyen insanlarla hiç kimse muhatap olmak istemiyor. Kimse çalışmak ve yaşamak istemiyor.

                  Görüldüğü gibi düşünmek ile ilgili çok şey söylemek mümkün. Hangi konuda olursa olsun, ister planlama için, ister karar verme için, ister yeni şeyler yaratmak için, ister sorunsuz bir hayat yaşamak için ve isterse birisini sevdiğimiz için düşünmek çok önemlidir. Hep olumlu şeyler düşünmeliyiz. Düşünmeden bir adım atmamalıyız.  Tabi ki, olumlu şeylerin sonucunu değerlendirebilmek için olumsuz şeyleri de bazen düşünmek zorunda kalırız. Ama düşüncemizi daima güzele, iyiye ve mutluluğa, başarıya yönlendirirsek daha iyi olur. Mutlu, sağlıklı ve zararsız düşünce ve hayalleriniz hep sizinle olsun. 01.05.2009

 

 

                

Bu Haber 2087 Defa Okunmuştur...
Bu Yazı İçin Yapılan Yorumlar
Hem iyiyi düşünürüz, hem kötüyü, hem güzeli, hem çirkini... Düşüncenin önüne geçilemez. Bazen kaçarız düşüncelerimizden. Biliriz beynimiz bize doğru söylüyor. Ama biz görmezlikten geliriz. Bir de gönül aklımızın düşünceleri vardır. Bazen de onların peşine takılır gideriz. Her haliyle çok güzel anlatmışsınız "Düşünce"yi. Yüreğinize sağlık. Bence düşünmenin önemli olduğu kadar bir şey var daha önemli olan. Düşünmekle kalmamak. Düşündüklerimizi yaşayabilmek...
Beynin gücü; düşünmek olduğunu annemin geçirdiği beyin rahatsızlığı ile daha iyi anladım. Kocaman bir göl hayal edin; bu gölün içinde, bir yerlerde bir iğne durmaktadır. Göl bilinçaltınızda depolanmış ve duygularınız, tecrübeleriniz ve öğrendiklerinizden oluşan bulanıklığı temsil eder. Bu koca gölün içindeki iğne ise zekanızdır. Bilinçaltının, bu kocaman bulanık sulu gölün mini minnacık zekanız üzerinde egemenlik kurması doğaldır. Oysa bunu değiştirebilirsiniz. Sadece iğnenin deliğine giden yolu bulmanız yeter. Bu durumda artık göl sizi kontrol edemez, tam tersine siz onun sırlarını ve olanaklarını değerlendirirsiniz. İğne deliğine giden yol zihinsel tekniklerden geçer. Bu da işte zekamızın düşünce gücü ile olur... Üstad kaleminize sağlık, bende blogumda aynı konuyu ele almak isterim müsaadenizle,sevgiler yazılarınızın devamını dilerim...
Her düşünce bir davranış tarzının taslağı durumundadır. İyi hareket edebilmek için doğru düşünmek mecburiyetindeyiz. Negatif düşünmek bizi içten içe yer bitirir ve hayatı çekilmez hale getirir. Daima iyiye, güzele yönelmek yerine neden kötü şeyler düşünelim. Bazen bir damlada denizi görmek gerekir. Ne mutlu size Hüseyin Bey bu yazınızda da güzel şeyler düşünüp güzel şeyler yazarak bizleri mutlu ettiniz. Kaleminize sağlık...
TÜM YORUMLAR
Topam 3 Yorum Yapılmıştır...

 

 

BU YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
Şirket yöneticilerine maaş
DEĞER VERMEK
NEDEN ANONİM ŞİRKET?
Poğaça, Kdv Oranları Ve Vergi Bilinci
Şirket ort. bilgi alma hakkı
Yönetimde muhasebenin önemi
Maliyetsiz Satın Alma Gücü: Nezaket
CARİ HESAP
KARARSIZLIK
PAYLAŞMAK
GÜLMEK
GİTMEK
5N 1K
HOŞGÖRÜ
KAPI
YALAN
DÜRÜSTLÜK
DÜŞÜNMEK
SUÇLAMAK
ÖFKE
Tel : 0 342 220 49 00 ( 3 hat ) Fax : 0 342 220 50 71
Degirmiçem Mahallesi 14 Nolu Sokak No : 8 Kat : 4 / 12 27090 GAZIANTEP e-mail : info@firatymm.com
 
Bu Site Cemrenet İnternet Hizmetleri Tarafından Yapılmıştir.